BU BİR MAFYA DİZİSİDİR!

Güncelleme tarihi: 8 Mar


2003 yılında vizyona bu sloganla giren aksiyon, dram ve politika temalı dizidir. 97 bölümden oluşmaktadır. Perşembe günleri hayatı durduracak kadar sevilmiştir. Adını söylememe bile gerek olmadan birçok kişi bu dizinin hangi dizi olduğunu tahmin edecektir. KURTLAR VADİSİ!

KGT isimli gizli teşkilatta görev alan Ali Candan, üstü olarak bildiğimiz Aslan Akbey tarafından İstanbul’a çağırılır. Kendisini çok zor bir görev bekliyordur. Vatanı için yüzünden, ailesinden, sevdiğinden vazgeçmiştir. Devletin büyük bir tehlike altında olduğunu gören Ali Candan, yüzü ve ses telleri değiştirilmiş bir şekilde Duran Emminin yeğeni olarak kurtlar vadisine yerleştirilir. Bütün olaylar buradan sonra başlar. Artık adı Polat Alemdar olmuştur.

Daha önceki görevlerinde esas olan gizlilik bu görev için geçerli değildir. Türkiye’nin bu karanlık ve puslu vadisinde Polat Alemdar çok ünlü olmalıdır.

Kurtlar Vadisi güçlü oyuncu kadrosu ile dikkat çekiyor. Zafer Ergin, İstemi Betil, Tarık Ünlüoğlu, Selçuk Yöntem gibi birçok başarılı isim vadideki karakterlere hayat verdi. Dizinin çıkışı benim lise yıllarımın sonuna denk geliyor. Mafya ve kabadayılık gibi kavramlara çok sıcak bakmadığım için ilk başlarda diziyi çok umursamadım. Fakat birçok internet kafede, özellikle Counter Strike oynarken “CANPOLAT”, “MEMATİ”, “ABDULHEY” gibi takma adları sık sık görmeye başladım. Merakıma yenik düşerek diziye başladım ve o tarihten sonra hayat benim için farklı bir hale geldi.

Gerek müzikleri, gerek farklı konusu gerekse iğne oyası gibi işlenmiş olay örgüsü beni benden aldı. Polat Alemdar’ın sigara içişi bile çok karizmatikti, bir nesil sırf bu yüzden sigaraya başlamıştır. Magazin programlarında bile, o hafta yayımlanan bölümde yapılan raconlar için kısımlar ayrılmaya başlanmıştı. (bkz. “Bu Âlemde Yanlış Bana Bir Defa Yapılır”, ”İkiniz Bir İstanbul’a Sığarsınız da Bir Mezara Sığmazsınız”) gibi raconlar akıllara kazındı. Dizide gerilim sürekli arttı. Bazı bölümlerde, aynı anda 3 olay işleniyordu ve bu üç olay da çok önemli, çok heyecanlı olaylardı.

Polat Alemdar’ın yükseliş hikâyesi ortamlarda konuştuğum tek konu haline gelmişti. Cep telefonum uzun süre “CENDERE” müziğiyle çaldı. Arkadaşlarla, vadideki karakterlerin gerçek hayatta kimleri temsil ettiğini günlerce tartıştık. Perşembe günü, takım elbisesini giyip kıraathaneye Kurtlar Vadisi izlemeye gidenleri normal karşılar olmuştum. Özellikle 92. Bölümün sonuna doğru Polat’ın Elif’i görmek için, yaralı ve kaçak olmasına rağmen hastaneye geldiği sahne beni benden aldı. Bütün bakışların arasında, omzundan kan damlaya damlaya gelip ameliyathanenin kapısında duruşu, koridorda yürüyüşü tanrıdan diledim türküsüyle birlikte, içimde öyle değişik hisler uyandırdı ki o bölümden sonra üç gün kendime gelemedim.

Hayatımızda bu denli izler bırakarak gelip geçen çok fazla dizi yok. Kurtlar Vadisi bu yapımlar içinde en güzellerinden bir tanesi.

Polar Alemdar’ın da dediği gibi “Kurtlar Vadisi operasyonu bitmiştir. Yanlışıyla, doğrusuyla bu mücadele benim şahsımda Türk milletine aittir. Takdir, yüce milletimindir...”

31 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör